1 ... 38 39 40 41 42 43 44 45 ... 49

Söyleşirken Edebe Riayet Etmek Lâzım - Kalpteniman esselamu Aleyküm

səhifə42/49
tarix20.11.2017
ölçüsü2.29 Mb.

Söyleşirken Edebe Riayet Etmek Lâzım.

 

Resulullah (s.a.v) Efendimiz Hadisi şeriflerinde:


Haklı bile olsa çekişip didişmeyen kimseye
cennetin kenarında bir köşk verileceğine ben kefilim.
Şakadan bile olsa yalan söylemeyen kimseye,
cennetin ortasında bir köşk verileceğine ben kefilim.
İyi huylu kimseye de cennetin en yüksek yerinde
bir köşk verileceğine ben kefilim. (Ebu Davud)

 

Kendini haklı başkasını haksız çıkarmak için çekişmek


ve karşısındakini aşağılamak çirkin bir huy ve haksızlıktır.
Ayrıca kişiye zulümdür.
Doğru bildiği bir hususu karşısındakine mutlaka kabul ettirmeye
uğraşmak da doğru değildir.
Çünkü karşı taraf kendi bildiğinden vazgeçmemek için direndiği takdirde
tatsız hadiseler çıkabilir.
Faydadan çok zarar meydana gelebilir.
İnsan haklı da olsa faydasız münakaşalardan uzak durmalıdır,
dargınlığa sebep olmamalıdır.
Bilinmeli ki kendi fikrini kabul ettirmeye çalışmak nefse uymaktır.
Nefsine uyup karşısındaki kişiyi cahil görmek gönül incitmeye sebep olur.
Gönül incinmesi kalbin kırılmasına, kalbin kırılması da dargınlığa sebep olur.
Resulullah (s.a.v) Efendimiz size namaz, oruç ve sadaka derecesinden daha üstün
bir şey söyliyeyim mi?
Evet ya Resulullah.
Ara bulmaya çalışmak dargınları barıştırmaktır.
Çünkü aranın bozuk olması kökünden kazır.
Saçı kazır demiyorum dini kazır. ( Tirmizi )

 

Kalpteniman Üzgün Dede.

 

Suda Gemi Gibiyiz

 

Âdemoğlu olan bizler suda yüzen gemi gibiyiz.


 
Üstümüzde yükümüz ağır her an gelebilecek fırtınalara karşı tedbirli
olmalıyız rüzgarın lodos mu poyraz mı ne taraftan eseceği hiç belli değil.
Gemi mesabesinde olan vücudumuzu Hz. ALLAH(c.c) bize vermiş.
Vücudumuzu dünyanın yaşam denizinde Temiz sularda gezdirmeliyiz günah batağına sokmamalıyız.
Bize bu gemiyi ahiret rızkı doldurmak için veren sahibimize gemiyi teslim ettiğimizde
sağlam Temiz olarak teslim edelim günah batağına sokmayalım.
Hele hele batırmayalım batırırsak dünya ve ahiret kazancımızı yitirmiş oluruz.

 

Batırmak demek imansız gitmektir Hz. ALLAH(c.c) korusun.


Nefse köle olan onun her dediğini yapan o vaziyette olan vücud gemisini batırdı
demektir.
Bir hatıramı sizinle paylaşayım;
Kumarbaz başı havada kabadayı biri vardı herkes ondan çekiniyordu.
Şimdi mafya deriz ya yanında silahlıları olan aynı o tiplerden biriydi.
Nerede kumar orada onun olduğunu yakınları söylüyorlardı.
Biz o zaman esnaflık yapıyorduk.
1969 depremi oldu her yer karıştı yıkılan binalardan cesetler çıkarılıyordu.
Kumarhane binası da yıkılmış cesetlerin içinden herkese tepeden
Bakan kabadayının cesedi çıktı sağ eli kapalıydı açıyorlar içinden kumar zarları
Çıkıyor Resulullah (s.a.v). Efendimiz ne buyuruyordu, Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz
Nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz bu kişi nasıl dirilecek elinde zarlarla.
Vücud gemisini batıranlardan olmayalım İnşaALLAH.

KalptenimanÜzgün dede.

 

Suriye’de İç Savaşı Çıkaran Ve Körükleyen Amerika Mı?

 

Irakta iç savaş çıkaran  ve yakıp yakan Amerika Suriye’yi de


aynı akıbete mi düşürdü.
Aynı Amerika Türkiye'ye de aynı akıbete düşürmeyi mi planladı
ve Esedle Türkiye’nin arasını bozdu.

 

Sayın reisi cumhurumuz merak ediyoruz.?


Bizim Esedle küskünlüğümüz hiç bir işe yaramadı oradaki savaşı
körükledi kan gövdeyi götürüyor.
Geceleri uykularımız kaçtı müslüman müslümanı öldürürken nasıl uyuya biliriz.
Putin’i telefonla arayacağınızı duyduk.
Onu arayacağınıza Esedi arayıp barışı sağlamanın çaresi yok mu?

 

Hazreti ALLAH (c.c) Ayeti kerimelerinde komşunuzda savaş çıkınca aralarını bulun barıştırın


buyuruyor siz de öyle yapın inşaALLAH. Selâmı Aleyküm.

 

Kalpteniman


Sükût Eden Kurtulmuştur

 

Resulü Ekrem (s.a.v) Efendimiz çok az konuşur konuşulanları dinler, ashabına da boş ve faydasız sözlerden kaçınmalarını tavsiye ederdi.

 

Ya Resulullah benim hakkımda en çok korktuğunuz şey nedir diye soran bir zata.


Mübarek dilini tutarak, işte budur buyurmuşlardır (Tirmizi)

 

Kurtuluş yolu nedir Ya Resulullah? diyen bir zata ise şöyle buyurmuşlardır.


Dilini aleyhine çıkacak sözlerden muhafaza et, evin ile meşgul ol,
hatalarına ağla. (Tirmizi)

 

Bir hadisi şeriflerinde ise şöyle buyuruyorlar.


ALLAH’a ve Ahiret gününe imanı olan ya hayır konuşsun veya sussun.(Buhari)

 

Kardeşler diline sahip olan diğer uzuvlarına da sahip olur.


İnsan ehemmiyetsiz sandığı öyle sözler konuşur ki, bu sözler onu ALLAH’ın rahmetinden uzaklaştırır.
Bu hatası onu ebedi hayatını kaybetmesine sebep olur.

 

Hadisi şerifte şöyle buyruluyor.


Bir kimse ALLAH’ın sevdiği bir söz söyler de o söz ile Hz. ALLAH’ın rızasına ulaşabileceğini zannetmez.
Hâlbuki ALLAH’u Teâla o hayırlı söz sebebi ile kıyamete kadar o kimseden razı olur.

 

Diğer bir kimse de ALLAH’ın gazabını mucip bir söz söyler o sözün kendisini Hz. ALLAH’ın gazabına


Ulaştırabileceğini zannetmez, Hâlbuki ALLAH’u Teâla o kimseye o kötü söz sebebi ile kıyamete kadar
buğzeder. (Tirmizi)

 

Kalpteniman.

 

Şarj Olan Piller, Şarj Olmayan Piller.

 

Şarj olan pillerin bir adı da aküdür elektriğe bağlarsın dolar.


Boşalırsa yine elektriğe bağlarsın yine dolar kendine verilen görevi yapar.

 

Şarj olmayan piller ise ilk imalatta şarjı doldurulur ona biçilen tarihe kadar


görevine devam eder enerjisi bitince de bir daha doldurmak mümkün olmaz.

 

Biz insanlar da yaratılışta  şarj alan ve şarj almayan pillere benziyoruz.


Nasihat dinlemeyen müslüman bizce şarj almayan pile benziyor.
Nasihat dinleyen ve öğrendiğini uygulayan ise mümindir şarj olan pile
benziyor dini sohbetleri kaçırmaz her dinlediğinde kalbi imanla dolar.

 

Resulullah (s.a.v) Efendimiz Eddini nasihat Din nasihattir buyuruyor.


Devamlı dini sohbet dinleyenler hem resulullah (s.a.v) Efendimizi sünnetini
ihya ederler, hemde bilgi dağarcığını genişleterek gelecek yaşantısında hidayet
rehberi olma şansına kavuşurlar.
Öyle hale gelirler ki beşeriyet onlardan fayda görür kendileri de hazreti ALLAH’ın
sevip seçtiği kulları arasına katılırlar.
Bu yapıdaki  kullar daha ilk yaratılırken şarj olan piller gibi yaratılmışlardır.

 

Dini nasihatten rahatsızlık duyanlar şarj olmayan pillere benziyorlar.


Esasında insan hazreti ALLAH’ı bilecek kadar imanla dünyaya gelir, fakat hayata
atıldığı yaşam sürecinde şeytani insanlarla ünsiyet kurduğunda ilk yaratılışta kendisine
verilen iman sermayesini kaybeder gün gelir dinden imandan olur inancını yitirir.
Çok acı gerçektir ki bu gibi insanlar din düşmanı olurlar bunlara nasihat da sökmez.

 

Böyle biri vardı ateist fikrini savunuyordu bir gün geldi mürşidi  kâmil ile buluştu ibadete


başladı dört dörtlük islamı yaşıyorken yine sapıttı eski haline döndü hemde eski halinden
daha beter oldu onun haline çok üzüldük.
Hazreti ALLAH (c.c) Ayeti kerimesinde, Bedevilerin durumunu vahiyelerken
ONLAR İMAN ETMEDİ MÜSLÜMAN OLDULAR  buyurdu.
Yani müslüman görünmek başka, iman etmek başka.
Bunun bir adı da sözde müslümanlar özde müslümanlar.
Hazreti ALLAH (c.c) cümlemizi özde müslümanlardan eylesin amin.

 

Kalpteniman


Şahı Nakşibend Efendimizin Ve Diğer Evliya Efendilerimizin Nasihatları.

 

Şahı Nakşibendi efendimiz buyuruyor ki,


Peygamberlerin en faziletlisi , Hz. Muhammed Aleyhisselamdır.
Velilerin faziletlisi , Hz. Ebubekir radyALLAH’ü anhümdür.
Öğrettiği gizli ilimlerin en üstünü en değerlisi olan huzur ve irfan ilmini cahil halktan gizlemiş hatta halifelerden bile saklamıştır. Herkesten sakladığı bu ilmin üç esası ve şartı var. Birincisi , az yemek. ikincisi , az uyumak. Üçüncüsü,
Az konuşmak. Faydaları ise. Az yemek , az uyumaya.
Az uyumak, az konuşmaya . az konuşmak ise , Hz. ALLAH’I her an kalpten zikretmeye ve ona tam bir iman ile yönelmeye yardımcı ve kuvvet vericidir.
Ey insan, eğer Hz. ALLAH’I arzu eder ona bağlı kalmak arzu edersen, nefsinin arzularını terk et ve Hz. ALLAH’ın arzularına uy… Marifetname sahife 23. bölüm 22..
şekik belhi Hz. buyurdu ki,
Ey cemaat ölü iseniz kabre deli iseniz tımarhaneye çocuk iseniz mektebe diri ve akıllı iseniz muhakkak kendisine gideceğiniz rabbinize kulluk edin… tezkeretül evliya….
Yahya bin Muaz Hz. buyuruyor ki,
Hz. ALLAH’I dost tutan nefsine düşman olur. cahil o kişidir ki, Hz. ALLAH’ın yasak ettiği işler ile hayat sürer ve cennet bekler. Şaşarım o kişiye ki, hasta olunca sıhhatte kavuşmak için perhiz yapar da , cehennemde yanmamak için günahlara karşı perhiz yapmaz.

 

Hz. sırrı sakati kudduse buyuruyor.


Bir gün Bağdat’ta yangın çıktı bütün dükkanlar yandı benim dükkanım yanmadığını duyunca nefsim o kadar sevindi ki ,
Onun bu sevincinden ruhum rahatsız oldu.
Ruhumun rahat etmesi için dükkanı satıp fakirlere dağıttım.

 

Ehlullah demişlerdir ki,


Bütün ruhlar yüksek alemden bu alemde kendilerine hazır
Edilen bedenlere girmişlerdir. İnsanlar üç sınıftır.
1, bu aleme ne için geldiğini bilmez, Üç puta tapar , yemek ,
uyumak, ve cinsi münasebet. Bu sınıf aslına yüksek aleme dönemez aldanmıştır ömrünü hayvan gibi bitirmiştir.
2, bu sınıfta olanlar ise geçici aleme iniş gayesinin ALLAH’I bilmek olduğunu bilir fakat dört puta tapar.
A, nefsine, b, malına, c, çocuklarına, d, makam ve mevkiye.
Bu sınıf aslına dönecektir fakat aldanmıştır çünkü dört puta çok bağlıdır. Bu sebepten olgunluk ve kemal kazanamaz
Makamından üstün bir makama çıkamaz .
3, bu sınıfta olanlar , dünyaya geliş nedenini bilir dört putu kırarak , kemal kazanır ve asıl makamından daha yükseklere çıkar.
İnsanın iki alemi vardır.
a. beden ve hayvani ruh itibarı ile aşağılık sufli alem , bu alemdeki insanlar, çok yemek çok içmekle yalnız nefislerini doyurmakla ömürlerini bitiriyorlar.
b. Akıl ve insanı ruh itibarı ile, yüksek alem , melekût.
Bu sınıftaki insanlar ahirete inanırlar ömürlerini ibadet ile geçirerek ruhlarını kuvvetlendirirler Hz. ALLAH’ın gönlünü kazanarak ömürlerini bitirirler.
Hz. ALLAH (c.c) melekleri sırf akıl nurundan.
İnsanları , akıl ve şehvetten .
Hayvanları ise sırf şehvetten yaratmıştır.
Nefsine hakim olup şehvetini yenen insan aklını nurlandırmış ve yedi putu kırmış ALLAH’A tapıyor ise meleklerden üstün
Olmuş oluyor . çünkü meleklerin makamı bellidir ebedi olarak o makamda kalıyorlar . ruhunu kuvvetlendiren kamil insan ise daha yüksek makamlara çıkar .
Nefsine hakim olamıyan insanın şehveti aklı yenerse yedi puta tapıcı olur kalbi katılaşır görünüşte insan içten ise hayvandan daha aşağı olur. Marifetname sahife 87.

 

Muhammed Bahaddin Nakşibend efendimiz buyuruyor.


İtikadın düzeltilmesi ve dini emirlerin yerine getirilmesinden yasak edilen ve mekruh olan şeylerden sakınıldıktan sonra bu yola girenlerin kazancı cenabı hakkın huzurunda daima bulunmak her an onu bilip onunla olmak ondan bir an bile gaflette bulunmamaktır.
Bu devlete kavuşmanın üç yolu vardır birinci yol kalbin zikir yapmasıdır ki, zikir eden kalp huzuru içinde ,
LA İLAHE İLLALLAH yüce kelimesini tekrar eder .
LA İLAHE ye kadar söylerken kendisi de dahil göz ile gördüğü yaratılmış varlıkların yok olmaya mahkum olduklarını hükümsüz olduklarını düşünecek.
İLLALLAH sözünü söylerken ise cenabı ALLAH’IN ezeli ve ebedi olduğunu kalbi ile tasdik edecek .
Vakitlerini adı geçen zikir ile geçirip çalıştığı her işte onu anmaktan bir an olsun geri kalmaz hatta oturup kalkarken dinler ve konuşurken , yemek yer ve uyurken bile o yüce ismi söylemeye devam etmeli eğer işleri ile uğraşırken bir gevşeme gelirse o zaman gaflete düşmemek için içinden zikre devam etmek icap eder . eğer seher vaktinde de devam ederse tesiri o günün akşamına kadar devam eder,
Eğer uyumadan o yüce kelimeyi kuvvetle ve çokça tekrar ederse gecenin bitimine kadar devam eder hatta uyurken bile kalbi zikretmeye devam eder. Marifet name sahife 25.

 

Muhyiddin ibni Arabi Hz.'lerinin fütuhatı mekkiye adlı eserinde besmele hakkında ilginç beyanları var.


Bu besmelenin başlangıcı , yaratılma anında kul için, KÜN,
Yani ol demek kuvvetindedir. Çünkü Hak Teâla KÜN sözü ile istediğini yaratır. Hallacı Mansur bir sözünde kulun, Bismillah demesi Hak Teâlanın KÜN , demesine benzer demiştir.
Hz. ALLAH’ın bazı kulları vardır ki, Bismillah demeden KÜN ,kullanırlar ki, bunlar da ümmetin büyükleridir.
fütuhatı mekkiye sahife 324.
Aynı eserin 336 ıncı sahifesinde anahtar açma duası var.
Bismillahirrahmanirrahim inna rabbeke hüvel fettahül alim.
SadakALLAH’ül azim.

 

Ehlullah demişlerdir ki,


Zikir bitince kalp huzuru içinde susmalı zikrin heyecanı ve zevk hali zikir yapanın dünyaya bağlılığı çoksa LÂÎLAHE
İLLALLAH sözünü söyledikçe kalpten LA MABUDA İLLALLAH demeli ki, nefsi zayıflasın şehveti sönsün manevi zevki artsın .
LA İLAHE İLLALLAH sözünü diliyle söyledikçe ,
LA MEVCUDA İLLALLAH sözünü kalbi ile tekrarlamalı ve özellikle İLLALLAH sözünü kalbe yerleştirecek şekilde olsun kalp gözü açılsın ona nice sırlar görünsün ve kalp marifetullah ile dolsun. LA İLAHE İLLALLAH sözü öyle bir mübarek ağaçtır ki, meyvesi ALLAH’I bilmektir .
Marifetname sahife 118.

 


Şeyh, Ömer Öngütefendi buyuruyor ki,
Hz. ALLAH (c.c) denizleri kaldırmış havada tutuyor o bulutları rüzgar vasıtası ile her tarafa yayıyor dağıtıyor her yağmur tanesi emirle iniyor o tanelerinin içinde neler halkettiğini yalnız o biliyor ey gök suyunun çocukları o yağmurun içinde insan iniyor yere düşüyor yerde bitki oluyor o bitkide onun ruhu mevcut her zerrede her bitkide bir ruh var insan da o şekilde yaratılıyor yani damla suyun toprakla karışması ile orada dilediği nebatat sureti ile o insanı yaşatıyor yaratıyor nasibi olan insanın nefsi bu bitkiyi yiyince erkekse vücudunda meni oluyor, dişi ise ana rahminde yumurta oluyor
takdir edilen zaman gelince erkek ile dişi birleşince cenin meydana geliyor zamanı gelince ruh üfürülüyor ve bebek oluyor hepsi de Hz. ALLAH (c.c) nün kün emri şerifleri ile oluyor , VE TEBAREKELLAHÜ AHSENÜL HALIKİN.

 

Ehlullah demişlerdir ki,


Ey insan senin ruhun eğer veliler zümresinden ise saadet senindir Ve her dilediğine erersin .
Eğer severek onlara hizmet ediyorsan sana müjde olsun sende onlardansın çünkü herke sevdikleri ile birleşir .
Fakat dünya lezzetlerine dalmış öfke ve şehvetin esiri olmuş insanlar hayvanlar gibi yer içer ve cinsi münasebet ile vakit geçirirler nefislerini bilmeye başlangıç ve sonlarını öğrenmeye çalışmamışlar onlara verilen ömür sermayesinin değerini bilememişlerdir. Marifetname sahife 41.

 

Ahmet kuseyri hazretlerinin hatırası.


Ahmet kuseyri Hz. gönlü Hz. ALLAH’A bağlı tevekkül sahibi veli kullardan mübarek bir zat idi . ihtiyacını kimselere
Söylemez hiç bir halinden şikayetçi olmazdı . bir gün nur yüzlü bir zat Ahmet kuseyri hazretlerinin evinin kapısını vurur hanımı kimsin ne istiyorsun diye sorar oda Ahmet kuseyriyi görmek istediğini söyler evde olmadığı bildirilince size bir emanetim var diyerek bir dağarcık , bir torba, bir küçük çıkın, bırakıp gider giderken de sonra uğrarım der .
Ahmet kuseyri Hz. geç vakit eve gelir hanımı da eve gelen ziyaretçiden bahsetmeyi unutur . gece yarısı mutfaktan sesler gelmeye başlayınca telaşla mutfağa koşarlar bakarlar ki küçük torbanın içindeki kaptan kazanları dolduracak kadar bal akıyor dağarcığın içindeki bir avuç un çuvalları dolduracak kadar taşıyor küçük çıkından ise altınlar taşıp yerlere yayılıyor Ahmet kuseyri Hz. hanımına bu nedir bu haller diye sorunca, hanımı şaşkın ve hayretler içersinde unuttum sana söylemeyi bu gün bir zat geldi sonra uğrarım dedi ve bunları bıraktı bereketlenip taşan bu şeyler ona aittir deyince ,
Ahmet kuseyri Hz. bir an düşünüp bu gelen Hızır (a.s) mı yoksa diye deyince kaplardaki artmalar ve taşmalar da aynı anda duruverdi onlar bu bereket karşısında Hızır (a.s) mı gönderen Hz. ALLAH’A şükrettiler.
Hazreti ALLAH (c..c)'nun kudretli selamı başta peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) efendimizin ruhi Tayyibelerine ve onun mübarek nurlu yolunda gidenlerin üzerine olsun ALLAH’ÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMED ……..
EY İNSAN
Nedir sendeki bu gaflet, nefsini seni yaratanın hazırladığı gıdalar ile besliyorsun sana o nimetleri ikram edene ibadet yapmaya üşeniyorsun , vücudun kilo alınca zayıflamak için aç durabiliyorsun , ALLAH için oruç tutmaya gelince çeşitli bahaneler arıyorsun bilsen ki, tutacağın oruç ile hem vücut kilondan hem de günah kilondan kurtulacaksın kazancın iki kat oluyor . bir düşün ki, yediğin şüpheli gıdalar ile konuştuğun hatalı sözlerle harama baktığın gözlerle günah kiloların ne kadar artmıştır ondan haberin var mı ahirete gitmezden evvel de o kilolarından kurtulmak için rejim yap, helal rızık için çalışarak namaz kılarak oruç tutarak günah kilolarından kurtulmaya çalış ki gideceğin yerde rahat edersin .vücudunun kilosunu eritemesen de o kadar önemli değil çünkü öldüğün zaman mezardaki böceklere yem olacak fakat kirlettiğin ruhunu saran günah kilonu atamaz isen o yük ile rabbinin huzuruna gideceksin ve mahcup olacak utanacaksın ve zayıflama şansın da kalmayacak şimdi ise bu şansın elinde vücudunu saran yağlardan kurtulmaktan fazla ruhunu saran günah kilolarından kurtulmaya çalış senin için en karlı iş budur ona dönmezden evvel hazırlığını yapmış olursun. Ayeti kerimesinde buyuruyor ki,
RESULÜM KULLARIM SANA BENİ SORUNCA HABER VER Kİ , BEN ONLARA YAKINIM bakara 186.

 

ALLAH’ÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA VE NEBİYYİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ MUHAMMED .


Velhamdü lillâhi rabbil alemin.

 
Kalpteniman.

 

Şeyh Şamil Hazretlerinin Namaza Verdiği Değer

 

Kendisine imam şamil de denir.


Kafkasya’da yetişen en büyük vatansever mücahitlerden birisidir.
İmam mansurun başlattığı cihad hareketini zirveye taşıyan Şeyh şamil, askeri dehasının yanında aynı zamanda çok da kâmil bir Müslümandı.
Kendinden önceki imamlar gibi Nakşibendi Şeyhi idi.
Cesareti ve kuvveti dünyaya nam salmış Ruslarla yaptığı mücadelelerde Rusların
korkulu rüyası haline gelmiştir.

 

Şeyh Şamilin Ruslarla yaptığı bir savaşta göğsüne düşman süngüsü saplanmıştı.


Ama o süngüyü çıkartarak kendisini yaralayan Rus’u öldürmüş,
sonra da ciğeri delinmiş kaburgaları kırılmış bir halde düşman çemberini yarıp kurtulmuştu.
Kırk gün koma halinde yattıktan sonra uyandığında ilk sorusu, Namaz vakti geçti mi olmuştu.
Hürriyetsizliği ve vatansızlığı ölümle bir tutan bu kahraman Dağıstan’ın bağımsızlığı için bir avuç Müslüman ile yıllar yılı çarlık Rus ordularına karşı savaşmış, en sonunda
1859 da Ruslara esir düşmüştü.
Fakat çar dahi imam Şamilin silahını almaya cesaret edememiştir.
Çardan hacca gitmek için izin Alan bu büyük insan, Medine’ye giderken İstanbul’da
uğramış burada halk kendisini büyük bir törenle karşılamıştır.

 

Daha sonra kutsal topraklara gelerek hayatının sonuna kadar orada kalmıştır.


Nihayet 1795 gümrüde dünyaya gelmiş olan Şeyh 1871 de Medine’de vefat etmiştir.
Hz. ALLAH(c.c) rahmet eylesin Amin.

 

Fakat namaz vakitlerine verdiği önem bizlere nasihat olarak yeterlidir


Kim ki vakti müsait olduğu halde nefsine uyup namazını erteliyorsa,
Ben rabbimi seviyorum iddiasında bulunmasın.
Kalpteniman.

 

Şeyhi Olmayanın Şeyhi Şeytan Mıdır

 

Mürşid kimdir? Mürşid edinmek şart mıdır? İnsanın mürşid edinmesi şirktir deniyor.

 

Ne dersiniz?


Cevap: Şüphesiz ki kaynağımız Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimiz (SAV)in hayatıdır.
Ancak Mürşide gerek yok demek doğru değildir, veballidir, yanlıştır.
Çünkü ALLAH’u Teâlâ Hazretleri Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor ki: (Ve in min ümmetin illâ halâ fîhâ nezîr) ''Hiç bir ümmet, topluluk yoktur ki, ALLAH oraya bir haberci, bir nezîr, tehlikelerden haber veren bir vazifeli şahıs göndermiş olmasın!''

 

Vazifeli şahıs demek, mürşid demek... Mürşidsiz olsaydı, o zaman ALLAH böyle demezdi. ''Bazı yerler olmayabilir.'' derdi. Demek ki ihtiyaç var ki bir mürşide, bir yol göstericiye, bir vazifeli kimseye; onun için gönderiyor. O halde mürşidsiz olmaz!


Mürşidler Peygamber Efendimizin varisleridir.
Peygamber Efendimizin sahabesiyle durumu nasılsa, sahabenin Peygamber Efendimize karşı durumu nasılsa, mürşidlerle müridler arasındaki durum da aynıdır.

 

Peygamber Efendimiz sahabesinin ALLAH'la arasına girmiş denilebilir mi?


Öyle şey olur mu?
ALLAH’a götürüyor. ALLAH’a götüren yolda rehber ve kılavuz oluyor.
Onun için, araya girmek diye bir yorum yanlıştır.
Bir mürşide bağlanmak şirktir demek de çok büyük bir hatadır.
Şirk, ALLAH'ın varlığının yanında bir başka varlık tasavvur etmektir.
Bir insanın hocasını sevmesi Kur'an'ın emridir, dinimizin gereğidir.
Hadis-i şeriflerin gereğidir. Hocasına bağlanması da ondandır.

 

Bütün mesele, ciddî bir hocaya, gerçek bir mürşide bağlanmaktır.


Ona bağlandığı zaman zaten, onun mâni olmadığını, bilakis rehber ve kılavuz olup, elinden tutup hayra ve hakka götürdüğünü görecektir.
Mürşidsiz, üstadsız, hocasız tıp da olmaz, mühendislik de olmaz! Marangozluk da olmaz, terzilik de olmaz, berberlik de olmaz!
 
ALLAH insaf versin...
Bu dünyevî basit meslekler hocasız olmuyor da, ahiretin yolunu gösteren, bin bir türlü tehlikesi olan, bin bir türlü aldatmacası olan bir yolun mürşidi olması lâzım değil mi?
Tehlikesi var... Yalanı var, yanlışı var, sahtesi var, istismarcısı var, sömürücüsü var... Mürşidsiz olur mu?

 

Hocasız, mürşidsiz hiç bir iş olmaz, hiç bir meslek olmaz!


Tasavvuf da mürşid-i kâmilsiz olmaz!
Mürşid-i kâmiller ayrıca mânevî bakımdan vazifeli insanlardır.

 

Olur demekle, olmaz demekle onların keyfine de kalmış bir şey değildir.


Mürşide gerek yok demek veballi bir iştir.
Bir insanı saptırırlarsa ne olacak?
Hastalanırsa ne olacak, problemini nasıl çözecekler?

 

Tüm insanların doğru yola gelmesini sağlayacak mekanizmaya hücum ediyorlar.


Kötü niyet var o zaman, şeytanın parmağı var o zaman, çünkü ALLAH’a gitmek isteyenin
yolunu şeytandan başka kim kapamak ister?

 

Sonra Hadis-i şerifte var:


Şehitler cennete girecekler.
Amma, alimler cennetin kapısındayken,
ALLAH onlara diyecek ki:
Durun, bekleyin! İstediklerinize şefaat edin, içeri girsinler!''
Diğer bir hadisi şerifte ise;
Ey Enes İbni malik, Sadık dostlarını çoğalt,
çünkü onlar şefaatçıdırlar.
500 Hadisi şerif cildinden, (Hadis no 490)

 

Derleyen Kalpteniman.


Şeytanın Düdüğü

 

Soru: Sigara konusunda bizi aydınlatır mısınız.


Cevap; Sigara vücudun bütün organlarında tahribat yapmakta, ve tedricen insan sağlığını tehlikeye sokmaktadır.

 

Diğer taraftan yanında bulunanların sağlıklarına da zarar vermekte, onları rahatsız etmektedir.


Vücud İlahi bir emanettir. Mahşerde herkese ömrünü nerede ve ne yolda tükettiği sorulacaktır.
Vücudu kasten tahribe çalışmak, İlahi emanete hainlik yapmaktır. Her yasak olan şey böyledir. Çünkü ALLAH’ü Teâla faydalı şeyleri helal, Zararlı şeyleri haram kılmıştır.

 

Binaenaleyh zenginlere harama yakın mekruhtur, bu mekruhlar da keyif için işlendiği zaman damlaya damlaya haram olur.


Fakire ise haramdır. Malını boş yere israf ettiği için, nafakasını üzerine aldığı kimselerin nafakasından keserek şeytanın düdüğüne verdiği için. Ayeti kerimede,
Yiyin için fakat israf yapmayın. Çünkü ALLAH israf edenleri sevmez. (Araf 31 )

 

İçtiği sigaranın sağlığına zararlı olacağı doktor tarafından kendisine haber verilene ise haramdır.


Sigara kendisine yasak edildiği halde bile bile içip de kolları ayakları kesilenler kansere yakalananlar az değildir.
Sanmayın ki sigara Resulullah (s.a.v) Efendimiz tarafından bilinmiyordu.
Ümmeti buna çok müptela olduğundan temsil vermişler, sarımsağı kastederek. Hadisi şerifte,
Her kim şu nebattan yerse mescitlerimize gelmesin. buyurmuşlardır. (Buhari tecrid-i sarih 472)
Cemaat rahatsız olacağı için men etmişler.
Tasavvur buyurun sarımsağın yanında sigaranın ne kadar tahribatı var.
Bir hadisi şerifte de; Sarmışsak pişmemiş soğan ve pırasa şeytanın kokularındandır. (Camius-Sağir)
Otobüslerde veya kapalı yerlerde sigara içenlerin içmeyenlere büyük zarar ve sıkıntılar verdikleri de bilinen bir gerçektir.

 

Bu gibi durumlarda doğrudan doğruya kul hakkı geçmektedir.


Kul hakkından da insanların sorguya çekilecekleri de şüphesizdir.
Sen kendine verdiğin zararı düşünmüyorsa bile, başkasını rahatsız etmeye ne hakkın var.

 

Değil insanlar meleklerin dahi pis kokudan rahatsız olduklarını Resuli ekrem (s.a.v) Efendimiz hadis şeriflerinde beyan buyurmaktadır.


Hadisi şerif ;
Şüphesiz ki melekler de Ademoğullarının rahatsız olduğu şeylerden rahatsız olur. ( Buhari- Müslim )
Hatemi Veli  Hz..
Kalplerin anahtarı, islam ilmihali, ( sahife 465 )

 

Şeytanın Yemini

 

Hazreti ALLAH (c.c) Ayeti kerimesinde;


Biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman ettik. (Enam, 112)

 

Peygamber Efendilerimize olduğu gibi Onların yoluna gidenlere de insan


ve cin şeytanları düşman oluyorlar.
Düşman olmakla kalmıyorlar yollarını kesiyorlar çalışmalarına ibadetlerine engel
oluyorlar.
En kötüsü baba ibadet yapmadığı halde oğlunun ibadetine engel oluyor.
Bir vakit yanımıza bir genç katıldı hazreti ALLAH’ın lütfuyla gönlü nurlandı
beş vakit namaza başladı haramı helalı öğrendi şüpheli gıdalardan da uzaklaştı.
Bu yaşantısı babasına ters geldi çünkü babasının getirdiği şüpheli gıdaları yemiyordu.
Onun getirdiği yiyecekleri babası yemiyordu.
Bu kardeşimiz iki arada kaldı bize derdini anlatınca sabır tavsiye ettik babasını kırmamasını
ona ayeti kerimeleri okumasını tavsiye ettik bu genç kardeşimiz sakal bıraktı ona da karşı çıktılar
ve kardeşimizi çok üzdüler o ise onların baskılarına aldırmadı maneviyat yolunda yürüdü
Biz de bir gün babasını ziyaret ettik bizi iyi karşıladı konuyu açtık oğlunuz çok ihlaslı ne olur onun
bu güzel halini bozmayın kumarı içkisi ve hiç bir kötü ahlakı yok ne mutlu size böyle oğlunuz var
şükredin dedik.
Ona yukarıda geçen Ayeti kerimeyi okuduk ve siz bu engelleme halinizle bu Ayeti kerimenin
kapsamına giriyorsunuz deyince ne yapayım içimden öyle geliyor deyiverdi.
O zaman tevbe edin ALLAH’a sığının inşaALLAH hazreti ALLAH sizi af eder içinizden şeytanı def eder
Size de rahmet kapısı açılır demiştik.
Ne oldu bilir misiniz, kardeşimizin duaları ile kısa zamanda babası da ibadetlere başladı haneleri nurlandı.
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum her yerde bu insan şeytanlarına rastlayabiliyoruz
böyle durumlarda Lâ havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim  diyelim.

 

Kalpteniman



Dostları ilə paylaş:

©2018 Учебные документы
Рады что Вы стали частью нашего образовательного сообщества.
?


problemformulering---fra.html

problemi---i--v--krilov.html

problemi--nastoyashie--.html

problemi--pacienta---14.html

problemi--pacienta---4.html